23 Ocak 2019 Çarşamba

Go Oyunu. Go Nedir ?

go oyunu çok eskilere dayanan bir uzak doğu oyunudur.satrançla karşılaştırılmasına rağmen satrançtan çok çok farklı bir oyundur.professional-go-set-t
go oyununda oyuna boş bir tahta ile başlanır. siyah beyaz taşlar ile sırasıyla hamle yapılır oyuna siyah önce başlar. oyun tahtasi 19x19 büyüklüğündedir ve ilginç yanlarından biri ise oyunda oynanan taşlar kutucuklara değil çizgilerin kesim noktalarına konulur. 

satrançta ilk siyahın ve beyazın yapabileceği hamle sayısı maksimum 400 iken go da bu oran 361x360 dır.
go'da ki ilginç özelliklerden birisi bir taş almaya yönelik bir oyun olmamasıdır. oyunun asıl amacı alan almaktır. çok fazla taş kaybetmiş ve ya esir düşürmüş olabilirsin fakat oyun sonunda kimin alanını daha fazla ise oyunun galibi odur.
indir (1)
go'da kesinlikle bir zafer söz konusudur. satrançtaki gibi günlerce beraberlikle geçen turnuvaların aksine go'da kesinlikle bir kazanan olur. bunun sebebi siyah oyuna önce başladığı için beyaz dezavantajlı duruma düşüyor. fakat bu dezavantajı yoketmek için beyazın alanına oyun sonunda 6.5 moku(alan puanı) ekleniyor. yani beyazın 80 mokuluk bir alanı varsa siyahın oyunun galibi olaması için en az 87 mokuya sahip olması gerekiyor.
indir

bu durumda siyah yarım moku ile galibiyeti ele geçirmiş olur. verilen komi (beyaza verilen ektra 6.5 mokuya komi denilir) buçuklu bir sayı olduğu için kesinlikle bir galip vardır.

eskiden bu kural olmadığı için doğu asya ülkelerinde aşırı yetenekli go dahileri arasında siyahla oynadıkları hiç bir maçı kaybetmeyen oyuncular mevcuttur.
300px-FloorGoban
oyunu öğrenmek yaklaşık 15-20 dakikanızı ustalaşmak ise bir ömrünüzü alacaktır.
basit kuralları aşağıdaki linkten öğrenerek oyun hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.
aynı zamanda aşağıda verilen linkteki siteye kaydolup online bir şekilde  dünyanın her bir tarafındaki diğer oyunculara meydan okuyabilirsiniz

Bir Avuç Rehberlik

bazen geliyor öyle sebepsizce
kendimi yalnız hissetmiyorum en azından yazdıkça. insanlara yol göstermek ve rehberlik etmek oldukça hoşuma giden bir durum.
size verebileceğim bir kaç tavsiye var elbette uyup uymamak size kalmış ne de olsa sizin hayatınız.
-insanlara çok yüz vermeyin. mesafenizi koruyun.
-kendinizi şaklaban konumuna sokmayın. kimseyi taklit etmeyin ağır abi olun
-gereksiz yere konuşmayın veyahut sadece konuşmak için konuşmayın.
-hiç bir zaman yalnız değilsiniz. Siz, kendinize daima yetersiniz fakat etrafınızda ara sıra insan bulunsun, sosyalleşme ihtiyacınızı giderin.
-dünya adaletsizlikler ile dolu olabilir fakat güzel bir yer, burayı güzelleştirmek sizin elinizde olan bir şeydir.
-umursamamayı öğrenin, intikam almaktan daha kolaydır ve kimseye zarar vermez. her ne olursa olsun kimseye zarar vermeyin size zarar vermeye çalışanlara aniden tepkinizi gösterin ortaya koyun elbette. fakat birine zarar vermek için uzun uzun planlar yapmayın olan sizin mutsuzluğunuz olur.
-etrafınıza iyi bakın, insanlar iyi niyetli mi yoksa değiller mi az çok davranışlarından anlarsınız, içgüdülerinize güvenin.
-kendinizi bir ideale bağlayın(en önemli tavsiye bu ve en az insan tarafından anlaşılacak olan da bu)
-sürekli kendinizi haklı göstermeye çalışmayın egonuzu dizginleyin. fakat tartışmalarda daima aktif olun.(anlamayanlar olacaktır ama anlayanların hayatı çoktan değişti bile)
-kendi dertleriniz sizde kalsın. kimse sizin dert kovanız değil ve sizi dinlemek zorunda değiller. fakat; siz dinleyin. ama tavsiye vermeyin sadece dinleyin. sizin tavsiyenize ihtiyacı yok eğer derdini anlatıyorsa sadece dinlenilmek istiyordur eğer ne yapması gerektiğini size soruyorsa işte o zaman tavsiye verebilirsiniz.
-hobileriniz olsun. odun olmayın. kitap okuyun film izleyin bilgisayar oyunu oynayın kendinizi mümkün oldukça geliştirin.
-insanlara daima yardım edin.(gerçekten yardımı ihtiyacı olanlara)
-bilgili insan olun bilge olun. ama sürekli bahsetmeyin sessiz kalın. yeri geldiği zaman konuşacaksınız elbette.
-kendinizin farkına varın, hem çevrenizdekilere hem kendinize empati yapın analiz edin düşünün anlamlar çıkarın.
-hayat kısa, ölümden sonra yaşama inanıyorsanız  da iyi şeyler yapın inanmıyorsanız da yapın. her halükarda değişen hiç bir şey olmayacak.
-"ben herkese iyilik yapıyorum ama hiç kimse bana yapmıyor artık iyilik yapmayacağım" gibi aptalca bir düşünceniz varsa kafanızdan silin. zaten iyilik, karşılık beklemeden yapılır ve karşılık bekliyorsan üzgünüm ama, iyi bir insan değilsin muhtemelen.
-affedici olun, bir insanın size hataları olabilir. umursamayın ve affedin bu hayatta her şey geçicidir. tartışmaya açık bir konu dahi değil bu çok bariz.
-yargılayıcı olmayın. "erkek adam küpe mi takar" , "kadına bak erkek gibi davranıyor kadınlığını bilsin" , "kadına hesabı ödetiyor öküze bak" vs vs gibi düşünceleriniz olmasın. neden yargılıyorsunuz ki onun veya onların hayatları hakkında neler biliyorsunuz ?
-dedikodu yapmayın. açmama gerek yok.
-hayatta yeni bir sayfa açmak için hiç bir zaman geç değil. kendinize inandıktan sonra yapamayacağınız ne var ki, hiç biri zor değil.
-cocukları daima sevin, ilerde kişiliklerini etkileyecektir, onları ilgiden mahrum bırakmayın.
-adaletsizliğe göz yummayın, doğru olduğuna inandığınız her ne varsa savunun geri çekilmeyin. hem insanlar bu şekilde size saygı duyarlar.
-hayatınızı en iyi şekilde yaşayın, bu dünyaya bir daha gelmeyeceksiniz ve kesinlikle burada gideceksiniz. bunu daima hatırlayın, her kötü anlarınızda bunu hatırlayın, hepsinin geçici olduğuna emin olun.

Yok Olmak

Bu hayatın amacı ne?
neden burdayız?
her şey bir tesadüf eseri mi yoksa tanrı eseri mi ?
aklında bir çok sorular var evet ve bunlara asla cevap bulamayacaksın.
her cevap ardından başka bir soruyu doğuracak sonsuz bir yolda yürümek gibi.
ama bu böyle işlemez.
insan ömrü sınırlıdır.
düşünsene, bir 40 yıl sonra öleceğini varsayalım.
ardından kimler üzülcek
bir 10 yıl daha geçse,
senin ismini anan kimse kalmayacak.
geriye senden hiç bir şey kalmayacak, ağaç gübresi olman dışında.
13.700.000.000 yaşında koskoca evren.
4.500.000.000 yaşında sadece şu yaşadığın dünya.
senden geriye ne kalacak?
arkandan bir şeyler bırakmak isterdin değil mi?
neden istemeyesin her insan ister, yok olacağını anladıktan sonra, gayet basit ve ilkel bir içgüdü.
Fakat, senden sonrakiler de ölecek ve hiç bir şekilde iz bırakamayacaksın.
Göz önünde bulundur bunları, uğruna umursayacağın bir şey kalmıyor nihayetinde, her şeyin sonu aynı.

Arkamızda Bir Şeyler Bırakma İsteği

neden arkamızda bir şeyler bırakmak isteriz ki ?
biz öldükten sonra neden anılmak isteriz ?
neden eserler bırakırız ?
yok olma düşüncesi insanı çıldırtıyor ne yazık kı. farkında olsakta olmasakta.
çocuk yapmakta buna bir örnektir, canlıların iki temel yaşam amacı vardır bunlar hayatta kalmak ve genlerini korumak yani ölümsüzlük. birinci amaç geçerli olamayınca ikinci amaç daha gelir o da genleri başarılı bir şekilde aktarmak.
sahip olduğumuz genler 4 milyar yıldır (yazıyla 4.000.000.000) süregeliyor ve bu döngü böyle olmaya devam edecek. genler adeta canlı gibiler bir sonraki nesle başarılı bir şekilde ilerlemek yani ölümsüz olmak için bizi oluşturuyorlar. bizden bağımsız gibiler.
kendinizi genlerimizin esiri gibi hissettiniz değil mi ?
hazır olun işte sıkı cevap geliyor...
değiliz.
evet genlerimizin esiri değiliz sahip olduğumuz genler milyonlarca kes mutasyona uğruyor biz hayatta iken. ve buna çevresel faktörlerin çok fazla etkisi var. aynı zamanda ise düşüncelerimiz ve duygu-durumumuz bizim genlerimizi etkiliyor ve onları değiştiriyor. yani düşüncelerimiz ve duygu-durumlarımız bizi biz yapıyor.
çok bilgili ve çok kitap okuyan insanların yüzünden bellidir entelektüel oldukları.
veya iyi niyetli insanların yüzünde bir güvenilirlik hissedersiniz.
çoğu insanın yüzüne bakarak nasıl bir hayat yaşadıklarını tahmin edebilirsiniz.
bunlar tesadüf değildir gördüğünüz gibi. hayat böyledir bizi biz yapan genlerimiz dahi sürekli değişim halindedir.

Hayat Nasıl Yaşanır ?

Bir çok insan yazmıştır şöyle yapmalısın böyle yapmalısın vs vs.
tavsiye almaktan sıkılmadın mı ?
neden sana tavsiye veriyorlar ?
madem o kadar akıllılar neden kendileri uygulamıyorlar da senin uygulamanı istiyorlar.
öncelikle kendini akıl verdirtecek duruma getirdiğin için seni tebrik ediyorum evet bu boktan duruma sen düştün.
kurtaracak olan kişi de yine sensin.
sana akıl veren insanları iyi incele
gerçekten akıllılar mı ?
sana göre başarılı olmuş birer insanlar mı ?
cevabın muhtemelen hayır olacak.
neden başarısız insanların tavsiyelerini dinliyorsun ki ?
sana bir sır vereyim kimseler duymasın, başarılı insanlar kimseden tavsiye almaz.
gerçi bu senin neye başarı dediğine göre değişir muhtemelen benim başarı standartlarım seninkinden kat kat daha üstündür.
her insan kendi yolundan gider. bir başkasını dinleyerek o adam olma. daima kendi yolunu çiz.
bu ilk ders, müsait oldukça yazarım buralara.